Tarih: 26.02.2026 21:53

DİKKAT: MERİÇ’TE TEHLİKE GEÇMİŞ SAYILMAZ

Facebook Twitter Linked-in

DİKKAT: MERİÇ'TE TEHLİKE GEÇMİŞ SAYILMAZ

HAMZA YASA: YAZI-YORUM

Şubat ayının 5'inde Bulgaristan'daki barajlardan Arda Nehri'ne bırakılan sularla başlayan taşkın süreci, 26 Şubat 2026 tarihi itibarıyla Edirne merkezde büyük ölçüde sona ermeye başladı. Suların çekilmesiyle birlikte Meriç Nehri yeniden yatağına dönmeye başladı.

Bu durum şu an için Edirne merkez açısından geçerli, ancak Edirne'den Enez'e kadar yaklaşık 190 kilometre boyunca Yunanistan ile sınırımızı çizen Meriç Nehri'nin önümüzdeki birkaç gün içinde yatağına döneceği öngörülmektedir.

Geride kalan 21 günlük süreçte Edirne merkezden saniyede yaklaşık 1.350 metreküp su geçişi gerçekleşti. Ancak bu süreçte beklenenin dışında önemli bir gelişme yaşandı ve Meriç Nehri, öngörülen sınırların altında bir debide yatağından taşarak taşkın sahalarını su altında bıraktı.

Taşkın süreci, 7 Şubat tarihinde Meriç Nehri'nin taşkın sahalarını doldurmasıyla başladı. Hemen ardından Tunca Nehri'nden gelen suyun debisi önce saniyede 100 metreküp seviyelerinde seyretti, ancak 19 Şubat itibarıyla 200 metreküp ve üzerine çıkmasıyla birlikte Tunca Nehri taşkın sahaları tamamen sular altında kaldı. Bu alanların içerisinde, Edirne'nin simgelerinden biri olan Sarayiçi Er Meydanı da bulunuyordu.

Arda Nehri üzerinden Meriç'e ulaşan su miktarının da beklenenden fazla olmasıyla birlikte taşkın daha geniş bir alana yayıldı. Bulgaristan'dan bırakılan su miktarı toplamda saniyede 1.690–1.700 metreküpe ulaştı. Bu değer, son 11 yılda yaşanmamış büyüklükte bir debi olarak kayıtlara geçti.

Bu süreçte yalnızca Edirne merkezdeki taşkın sahaları değil, Meriç Nehri boyunca aşağı kesimlerde yer alan Subaşı, Küplü, Adasarhanlı, Sarıcaali, İpsala, Enez ve Karpuzlu bölgelerindeki taşkın sahalarının tamamı sular altında kaldı. Özellikle Karpuzlu ile Enez arasındaki Gala Gölü çevresi ve Paşalı bölgesindeki tarım arazilerinin tamamının sular altında kaldığı gözlemlendi. Aynı şekilde, Karpuzlu ile Enez arasındaki bypass kanalının da tamamen su altında kaldığı görüldü.

7 Şubat'ta başlayıp 26 Şubat'a kadar devam eden taşkın süresince bölge, sadece Bulgaristan'dan gelen sularla değil, aynı zamanda yerel yağışlarla da beslendi. Bu durum, toprak ve yeraltı su kaynaklarının önemli ölçüde suya doymasını sağladı.

Taşkınların tarım açısından hem olumlu hem de olumsuz etkileri bulunmaktadır. Meriç Nehri'nin taşıdığı mil, taşkın sahalarındaki tarım arazileri için doğal bir gübre niteliği taşımakta ve verimliliği artırmaktadır. Ayrıca yeraltı su seviyelerinin yükselmesi de uzun vadede olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Ancak bunun yanında, bazı bölgelerde yüksek miktarda kum taşınması nedeniyle tarım arazilerinin zarar görmesi ve hatta tamamen kullanılamaz hale gelmesi de ihtimal dahilindedir. Bu durum, sular tamamen çekildikten sonra köylüler tarafından net olarak tespit edilecek ve yetkililer tarafından gerekli incelemeler yapılacaktır. Geçmiş yıllarda benzer taşkınlar sonrası tamamen tarım dışı kalan arazilerin olduğu da unutulmamalıdır.

Bu süreçte dikkat çeken en önemli teknik gerçeklerden biri ise, geçmişte saniyede 1.500 metreküp debiye kadar yatağından taşmayacağı ifade edilen Meriç Nehri'nin, bu kez yaklaşık 1.260 metreküp seviyelerinde taşkın sahalarına yayılmış olmasıdır. Bulgaristan'dan bırakılan toplam suyun 1.670–1.700 metreküp seviyesine ulaştığı ve havzalardaki yağışların da bu sürece eşlik ettiği dikkate alındığında, taşkının büyüklüğü daha net anlaşılmaktadır.

Bu noktada, gelen suyun debisinin Edirne'den kısa süre içinde 1.550–1.600 metreküp seviyelerinde geçeceğinin öngörülmesi gerekmesine rağmen, taşkın sahalarındaki çiftliklerin zamanında boşaltılmaması ve bazı yapıların tahliye edilmemesi, geçmişteki tecrübelere rağmen gerekli önlemlerin yeterince alınmadığını göstermiştir. Özellikle eski Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi'ye ait konutun dahi zamanında tahliye edilmemesi, bu süreçte yaşanan yönetim zafiyetinin dikkat çeken örneklerinden biri olmuştur.

Buna rağmen en büyük teselli, 11 yıl aradan sonra yaşanan bu büyük taşkının can ve mal kaybı olmadan atlatılmış olmasıdır. Bu durum, her ne kadar geçmiş tecrübeler yeterince kullanılmamış olsa da, Edirne adına önemli bir şans olarak değerlendirilmelidir.

Ancak asıl mesele, yaşanan değil, yaşanma ihtimali çok güçlü olan yeni süreçtir.

Buradan devamla şunu net bir şekilde söyleyebiliriz:

Meteorolojik veriler, önümüzdeki 15–20 gün içerisinde, hatta Mart ayı boyunca bölgemizde hiç yağış olmasa bile, taşkın riskinin ortadan kalkmadığını açıkça göstermektedir. Bunun en önemli nedeni, Bulgaristan sınırları içerisindeki nehir havzalarının yüksek kesimlerinde bulunan yoğun kar örtüsüdür.

Nisan ayının ilk haftası itibarıyla bu karların erimesi kaçınılmazdır. Zaten şu an itibarıyla Bulgaristan'daki barajların tamamına yakınının yüzde 100 doluluk oranının üzerinde olduğu bilinirken, eriyen kar sularının barajlara ulaşmasıyla birlikte Bulgar yetkililerin, baraj güvenliğini riske atmamak adına maksimum seviyeye yakın su salınımı yapmak zorunda kalacakları açıktır.

Bu nedenle, Mart ayı içerisinde Bulgaristan tarafından kademeli ancak ciddi oranlarda su bırakılması kaçınılmaz görünmektedir.

Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, bölgemizin bundan 20–25 yıl önce yaşadığı büyük taşkınlara benzer ölçekte bir taşkınla yeniden karşı karşıya kalma ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiği ortadadır.

Özellikle Edirne'de, yaklaşık 1.250 metreküp debilerde dahi sular altında kalan Arşimet burgulu elektrik santralinin bulunduğu bölge, bu risk açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

Allah korusun, 1.700–1.800 metreküp ve üzeri debilere ulaşabilecek bir taşkın durumunda, elektrik santralinin koruyucu beton duvarlarına çarpıp hızlanan suyun ana seddeye yapacağı baskının sonuçlarının şimdiden bilimsel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çünkü bu tür debilerde su, yalnızca taşkın sahalarını doldurmakla kalmayacak, aynı zamanda akış rejimini değiştirerek daha önce risk altında olmayan bölgeleri dahi tehdit edebilecek bir güce ulaşması işten bile değildir.

Bu nedenle Edirne, geçmişte yaşadığı ve hafızalarda hâlâ yer eden büyük taşkın senaryolarına göre hazırlık yapmak zorundadır.

Bu sadece teknik bir detay değildir.

Bu, Edirne'nin geleceğiyle ilgili bir güvenlik meselesidir.

Unutmadan; buradan İbrahim'e bir çağrı yapmak istiyorum. İbrahimciğim, Şubat ayında yaşadıklarımız arşivlerdeki verilerle örtüşüyor mu, bir bakar mısın?

Not: Bu yazı, yazarın teknik veriler ve geçmiş deneyimlere dayanan kişisel değerlendirmeleridir.

#Edirne

#DSİ 

#Meriç

#Taşkın

#ArdaNehri

#TuncaNehri

#MeriçAlarmı

#EdirneOlay

#SuYükseliyor


 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —