2011 Genel Seçimlerinde,2023 Vizyon Derneği olarak, yaptığımız anket sonuçlarına göre, Edirne’deki oy oranı olarak, ,ilk sıradaki partinin oy oranını % 53.42 tahmin etmiştik. Gerçekleşen oy oranı ise % 51,7 oldu. Gerçekleşen oran ile tahmini oran arasındaki farkın çok az denecek kadar olması, anket çalışmamızdaki örneklemin isabetli olduğunu gösteriyor.
Milletvekili sayısı olarak dağılımı da 2 ve 1 olarak tahmin etmiştik, oda gerçekleşti.
Anket çalışması yapmadan önce, dikkat etmeye çalıştığımız hususlardan birisi de, Oyun Kuramı yani Game Theory’dir.
Aslında,Edirne’deki tablo,seçimlere 3 hafta kala net olarak belli olmuştu.
Neden mi?
Anket çalışmamızda dikkat ettiğimiz, Oyun Kuramı; Davranış Bilimleri ve İktisat’ın konusudur.
Alınan her karar, geleceğe aittir. Geçmişle ilgili bir karar almak imkânsızdır. Alınsa bile, geçerli değildir, faydasızdır. Ancak geleceğe ait kararlar inşa edilebilir. Fakat gelecek belirsizdir. Dolayısıyla alınacak kararlar, belirsizlik ortamında alınır.
Karar alıcılar, belirsizliği ortadan kaldırabilmek için bazı tahminlerde bulunur. Bu tahminlerde bulunurken de, temkinli olmaya çalışır ve diğer tarafın kendisine kötü şeyler yapacağını ve zarar verebileceğini de hesap eder.
Kararlarını alırken, ne yapmaları gerektiği dışında, karşı tarafında ne yapacağını düşünür.
Alınan her kararla, kendi faydalarını ve tüketimlerini arttırmayı, karşı tarafında fayda ve tüketimlerini de azaltmayı hedefler. Ortadaki sabit bir fayda paketi olduğundan, kendi kazançlarının, karşı tarafın kayıplarına bağlı olduğunu düşünür. Yani, kendi kazancıyla, karşı tarafın kaybının toplamı sıfırdır.
Bu nedenle, anahtar formül, belli bir anlaşmazlığın çözümünden kazançlı çıkmak için işbirliğine gitmenin saçma olduğunu düşünürler.
Aslında, az kayba razı olmayan, çok kaybı göze almış demektir.
Edirne’deki seçmen profilinde, mantıklı ve etkin örneklem yaparak, anket sonucunu ve anket sonucuna göre de gerçek sonucu tahmin etmek için tüketici yani seçmen oyun kuramını incelemek gerekti.
Anket sonuçlarımızı paylaştığımızda, üzülerek ifade edeyim ki, adaylardan bir ilgi ve dikkat göremedik. Siyasi havanın etkisiyle, anket incelemek ve yorum okumak için zamanları pek olmadı. Kime sorsanız 3-0 tahminleri vardı. Çevrelerindeki oksitlenme, üzülerek ifade edeyim ki, gerçek sonuçları görmek konusunda hata yapmalarına sebep oldu.
Tekrar ederek ifade edelim ki, FÜTZ Analizi Edirne’de yapılmadı.
2 milletvekili çıkartmak isteyen parti ya da partiler, üstün ya da zayıf oldukları mahalle ya da ilçelerde, planlı bir kampanya yürütmediler.
Kampanyalar, çok yoğun ve etkin gibi görünse de, sandığa yeterince yansıyacak düzeyde değildi.
ABC analizinde olduğu gibi % 20 çalışmayla % 80 başarıyı hedefleyecek yoğunluklu çalışma stratejisi uygulanamadı.
Edirne’yle ilgili somut projeler, sokaklarda tartışmaya açılmadı.
Billboardlar etkin kullanılamadı. Billboardlara yansıyan stratejik hamleler, fayda beklentisiyle yapılsa da, yansımaları farklı oldu.
Aslında kazan-kazan treninin, kaybet-kaybet istasyonundan kalktığı fark edilmedi.
Tehditler ve zayıflıklar analizindeki yönler çok fazla belli edildi.
Kazan-Kazan çözümünü geliştirmenin ön şartı; hayali kazançlardan taviz vermeye hazır olmaktan geçtiği düşünülmedi.
Tek yönlü ve yoğun bir program yürütüldü.
Şu andaki, seçim sonrasında; elbette ki, niyetle de alakalı olarak, her kesim kendini başarılı gösterecek, bilgi ve göstergelerle başarılı olduğunu iddia edebilir.
Ancak; bilgi çağında olduğumuz bugünlerde, objektif kriterlere göre değerlendirildiğinde, Edirne’de seçim kampanyaları çok başarılı geçmedi.
Edirne’nin dikkatini çekecek bir heyecan ve proje, seçim meydanlarında kasırga gibi esmedi.
İktidarın, Edirne’deki değişim ve başarıları yeterince işlenmedi, billboardlara yansımadı.
Edirne; özel olduğunu hissedemedi, standart broşürler, apartman kapılarında yerlerde kaldı. İktidarın, Edirne’ye gerçekleştirdiği icraatlar, görsel ve yazılı basında yer almadı.
Üstünlükler ve Fırsatlar Analizindeki avantajlar gözden kaçtı ve kampanyadaki enerjide dikkate alındığında, rahatlıkla 3 milletvekili projeksiyonu hayata geçebilecekken, ne yazık ki gerçekleşmedi.
Bu durumu değerlendiremediğini düşündüğümüz iktidar partisinin, Edirne’de rahatlıkla 2 milletvekili çıkartabilmesi mümkünken, kampanya son zamanlarda, Edirne’den uzaklaşmaya ve İstanbul’a endekslenmeye başladı.
İktidarın Edirne’de 3 milletvekili çıkartabilmesi,8 yıllık icraatları dikkate alındığında, Fırsat ve üstünlüklerinin en yoğun olduğu ve en mümkün olduğu zamanlama idi.
Değişim ve yeniliklere yönünü dönen bir Türkiye’de, Edirne’ye tek iktidar milletvekili düşmesi, Edirne’deki icraatların anlaşılamadığının göstergesi oldu.
Kararsız seçmen sayısının en fazla yoğun olduğu, seçimdi.
Anlaşılıyor ki; Edirne çok bilinmeyenli denklem gibi görünse de, çok basit formüllerinin olduğu,oyun kuramı ve kazan-kazan teorisinin en etkin ve net göründüğü seçime tanık oldu.
Edirne olarak değerlendirdiğinizde, win-win ne yazık ki gerçekleşmedi. Uyuyan dev uyanamadı.
Edirne; sahip olduğu fırsatları, üstünlüklerini belirlemeli, zayıflık ve tehditlerini tespit ederek, orta ve uzun vadeli projeksiyonlar yaparak politikalar oluşturmalı.
Edirne’nin sahip olduğu imkân ve zenginlikler dikkate alındığında, politik plan ve proje çeşitliliği fazlasıyla mevcut.
Siyasi partilerin neden örgütlenemediği ve istedikleri oy oranlarını bir türlü elde edemediklerinin bir sebebi de, sivil toplum olarak üyelik sistemine önem vermedikleri ve üye aidatlarını tahsil etmedikleri, üye aidatını ödemeyen parti üyelerinin de kendilerini partilerine ait hissetmedikleri geçmekte.
Üye aidatı ödeyen parti üyelerinin de, aidatının karşılığı olarak oylamalara ve demokratik seçim sürecine dâhil olmaları sonucu, milletvekili aday seçimindeki ağırlığının oluşacağı da dikkate alındığında, teşkilat tarafından belki de tercih edilmeyen bu durum aynı zamanda teşkilat için tehdit olmaktadır.
Teşkilatın her seferinde sil baştan seçim çalışmalarına yeniden başlaması,yereline ve tabanına dönmeye çalışması, kurumsallaşamadığının net bir göstergesidir.
Fıkra bu ya ;
Temel'e sormuşlar?
-Kaç çeşit insan vardır?
Temel:
-Üç çeşit vardır demiş. Bunlardan ilki sayı saymayı bilenler, ikincisi
sayı saymayı bilmeyenler.