25-02-2010
İsimsiz şikâyetler ve soruşturmalar...
Millet olarak ülkemizin zirvesinde yaşanan olaylardan etkilenmememiz elbette mümkün değil. Gün geçmiyor ki bir imzasız ve isimsiz ihbar mektubu ile başlayan soruşturma olmasın!
Her gün yeni bir iddia ile güne başlayan insanlarımız artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayıramaz duruma geldi!
Sanki farklı dilleri konuşan bir topluluk olduk! Birimizin yalan dediğine diğerimiz yüzde yüz doğru diyoruz!
Atılı iddialara bakarsanız; insan ya iftira çukuruna atılıyor; ya da iddiaların hedefindeki insan adamakıllı vatan haini! Yaşananlar bizleri ikiye, üçe, hatta dörde böldü... İşin kötü tarafı vatandaşın aklını bunca karıştıranların başında demokratik toplumların yazılmayan oto kontrol sistemi sayılan medya geliyor!
İnsanın gazete okuyası gelmiyor! Bir gazetenin vatan haini dediğine diğeri bundan büyük vatansever yok diyor! Bir gazetenin iftira dediği atılı iddiaya diğeri bu gerçeğin ta kendisi diyerek vatandaşları zıt fikirlere doğru itiyor!
Peki bu yaşananlar sadece ülkemizin zirvesinde mi oluyor? Elbette hayır! İmzasız ve isimsiz ihbar kampanyaları artık günlük yaşantımızın her anında ve her yerinde baş gösteriyor! Bu gün artık Edirne de erken kalkıp kağıdı kalemi eline alan başlıyor yazmaya; Falanca kişi bir hırsızdır... Hırsız olmasa nasıl her gece rakı içer? Filanca kişi rüşvet alıyor; öbürü de insanlara hakaret ediyor, sövüyor, sayıyor; siz onu müdürüne, müdür muavini ne hakaret dereken bir görseniz! Haaa onu sorma o tam bir sapık; röntgenci herkese sarkıntılık ediyor! İnanmıyorsanız acın soruşturmayı bir araştırın!!!!!
İmza?
Yok...
İsim?
O da yok.
Yok çünkü atılı iddialar yok! Ortada suç yok... Burada amaç insanları huzursuz etmek! Burada amaç topluma korku salmak ve insanlara kara çalmak! İftira ve soruşturma korkusu ile insanları susturmak ve malı rahatça götürmek!
Hedef herkesi rahatsız edip, korku salıp; "cambaza bak" misali rahat hareket etmek! Birini rahatsız mı etmek istiyorsun? Yaz iki satır isimsiz ve imzasız yazı gönder müdürüne! O da başlatsın hemen soruşturmayı... Ya da müdür müsün; bir personeline diş geçiremiyor musun? Yaz iki satır yazıyı gönder kendine!!! Öbür gün başlat hemen soruşturmayı...
Yok artık... Olamaz bu kadar, bu kadarı da fazla... Demeyin. Olmasaydı ben bunları yazar mıydım hiç?