Kim Kime Ne Zaman Lazım Olur Bilinmez…
Kendini aslan zannedenler… Fare ormanda gezinirken birden arkasında beliren karartıyla irkiliyor, telaş ve korku ile dönüp bakmasıyla ensesinde biten tilkiyi görüyor.Can havliyle başlıyor kaçmaya… Fare önde tilki arkada, tam bir can pazarı; fare önünde beliren delikten atıyor kendi içeri. Tilki bu; durur mu? O da farenin arkasından dalıyor deliğe. Fare ilerledikçe küçülen deliğin diğer ucundan çıkınca çıkıyor. Çıkıyor ama ne çıkmak! Tam Tilkiden kurtuldum diyerek anlını silerken ne görsün “yağmurdan kaçarken doluya tutulmak” bu olsa gerek; Ormanlar kıralı Aslan’ın iki pençesinin arasında duruyor…
Aslan öğlen uykusunu bölen fareyi tam pençesiyle parçalayacakken fare aslana sesleniyor; “ben senin dişinin kovuğunu bile doldurman beni affet; bakarsın bir gün benimde sana bir iyiliğim dokunur. Aslan fareye böbürlene böbürlene bakarak; sen bana nasıl bir iyilik yapabilirsin ki? Ben ormanlar kralıyım. Hadi, hadi fikrimi değiştirmeden çek git, bir daha da beni rahatsız etme” diyerek kükrüyor. Aslandan da kurtulan fare çalıların arasına girmeden; ormanlar kralı aslana, “sen yinede bir gün bana ihtiyacın olursa beni çağır.” diyor.
Aslan gülerek hadi hadi bak işine diyor..
Gel zaman git zaman Kral aslan ormanda mağrur mağrur dolaşırken avcıların kurduğu ağdan tuzağa yakalanıyor. Ne yaptıysa kurtaramıyor ağın içinden kendini… Kral Aslan! Bütün gücünle kükrüyor. Bütün orman titriyor ama ne çare; kükremekte yetmiyor tabi ki kurtulmaya… Çaresiz ve bağırmaktan nefesi kesilmiş bir vaziyette avcıların gelmesini beklerken çalıların asından soluk soluğa çıkıyor fare; “sesini duydum, koşarak geldim” diyor.
Ormanlar kralı aslana… “Seninle uğraşamam fare görüyorsun ki benim derdim bana yetiyor” diyen aslana; “evet ben de senin derdine çare olmak için geldim. Sana bir can borcum vardı şimdi ödemek için yanındayım” diyor ve başlıyor aslanı saran ağın iplerini kemirmeye… Birkaç dakika sonra kendini saran ağın iplerinden kurtulan aslan avcılar gelmeden özgürlüğüne kavuşup ormanın derinliklerine doğru giderken; Beğenmeyip küçük gördüğü fare, birkaç saat geç gelse, Postunun insanların ayaklarının altında olacağını düşünüyor!
Kısadan hisse; bugün bulundukları makam ve mevkiden aldıkları güçle “burnundan kıl aldırmayıp” kendini aslan zannedenlere duyurulur; Aslan’lık ta bir yere kadar… Yarın bir gün iyilik yaptığınız küçük bir fare arkadaşınız olmazsa; İnsanlar postunuzu yere serip üzerinde alem kurarlar! Benden söylemesi…