Müdahale, Kime Göre?...
Geçtiğimiz hafta gündeme oturan olay Beyoğlu ve çevresinde IMF'yi protesto eylemleriydi. Özellikle İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşu olan 6 Ekim tarhinde yapılan eylemler Türkiye'nin gündemine oturdu.
Geçtiğimiz hafta ben de olay yerinde, yani Beyoğlu'ndaydım. İstiklal Caddesi ve Taksim meydanı her zamanki kalabalık ve karmaşık düzeninde devam ederken, birden ortalık karıştı. Herhangi bir olaya karşı hazır olarak bekleyen polisler hemen müdahale ettiler ve eylemcilerin büyük çoğunluğu yakalandı.
Yapılan eylemin hem ülkeye hem de millete zarar verici nitelikte olduğu aşikâr. IMF'yi ve onun düzenini kabul etmeyen bir çok vatandaş var Türkiye'de. Ancak kimse bu eleştirisini bankalara zarar vererek veya camları taşlayarak dile getirmeye çalışmıyor. Ülkesini seven, yurtseverliği yaymaya çalışan kişilerin böyle yapmaması gerekir tabi ki. Aksi takdirde böylesine terörizm içeren bir durumdan art niyet sezmek mümkün. Ülkemizi bu şekilde özgürleştiremeyiz.
Olayın bir de insani boyutu var. Tüm dünyanın tanıdığı İstanbul'un en ünlü caddesinde birçok yanlış müdahale de yapıldı. Eylemler başladığı andan itibaren özellikle sivil halkın bulunduğu yerlere atılan biber gazı bombaları, o sırada İstiklal Caddesi'nde bulunan yerli yabancı herkese çok zarar verdi. Burada anlamadığım bazı noktalar var. Eylemi yapan kişiler genellikle polis tarafından hep göz hapsinde olan insanlar değil mi? Eğer eylemin yapıldığı anda bir müdahale gerekiyorsa bu biber gazı mı olmalıydı? Hem orada bulunan suçsuz insanlara bu işkenceyi yapmanın gereği var mıydı? Yapılan eylemin tamamen yanlış olduğuna katılıyorum fakat kuru yanarken ‘yaş'ın da yanması gerekiyor muydu? Oradaki yabancılar bu olayı ülkelerinde nasıl anlatırlar? Halkımızı her tür tehlikeden canları pahasına koruyan ve haklarını ödeyemeyeceğimiz polis teşkilatı doğru bir müdahalede bulunmuştur tabi ki. Gerekli bir müdahalenin de yapılması gerekiyor tabi ki, fakat bu kadar önemli ve uluslararası bir yerde bu şekilde bir müdahale uygun mudur?
Ülkeye zararı dokunacak her olaya karşı tavrımız sert olmalıdır tabi ki. Bu konuda tavrımızı doğru bir şekilde koymamız gerektiği de mühim bir gerçektir. Yoksa hala ilkel güvenlik metotlarına mı bel bağlayacağız? Yetkililerin bunları düşünmesi gerekir bence.
Artık yirmi birinci yüzyıl teknolojisi ve teknik imkânlarında daha fazla yararlanmak lazımdır. Uluslararası niteliklere sahip mekânlarda çok dikkatli müdahaleler yapılmalıdır. Bu gibi durumlarda doğru kararları verebilme niteliğimiz bizim gelişme düzeyimizi göstermektedir. Avrupa'nın tüm dünyaya yaymaya çalıştığı Türk düşmanlığı siyasetinin elinde bu gibi olaylarda koz vermemiz gerekir. Millet ve devlet olarak prestijimizi düşürmeden doğru tedavilerle sonuca gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Bilmem siz ne dersiniz?