ÖSS sonuçlandıktan sonra kazanan arkadaşlar kayıt, burs, kredi imkânları, kalacakları yerleri ayarlama telaşına düşerken biz istediği bölümü kazanamayan ve bu yıl ilk kez bu maratona hazırlanacak olan arkadaşlarla baş başa kaldık nihayet...
Yeni eğitim öğretim başladı dershanelerde. Öğrencilerim yazın rehavetinden çıkmaya, kendilerini bu yoğun tempoya hazırlamaya çalışıyorlar. İlk günler için uykusuzluk, sıkıntı, rehavet gözlemliyorum bu normal tabii ki. Ama bu en fazla birkaç gün sürmeli ve hemen kollar sıvanmalı bu iş başından sıkı tutulmalı. Nasıl başlarsa öyle gider diye bir söz var. Bu söz sanki sınava hazırlanan öğrenciler için söylenmiş. Evet, nasıl başlanırsa 1 yılın sonuna kadar öyle gidiyor. Bu hafta, haftaya. Yarın, diye çalışmalar ertelendiği anda bir bakmışsınız sınav günü kapınızı çalmış. O yüzden hemen derslere ve çalışmaya adapte olup vakit kaybetmemekte fayda var. Kazanan kazandı. Sıra kazanmak isteyen değer gençlerimizde. Kazananların hiçbiri tesadüf değil. Hepsi çalışıp alın terini döktüler ders notlarına emeksiz yemek olmaz. Eğer birde olmak istiyorsan hakkını vermek lazım.
Tabi burada çok fazla öğrencilere yüklenmek ve sürekli çalışın çalışın demekte haksızlık. Anne babalara da düşen görevler var. Bu süreç ciddiye alınması gereken ve karşılıklı fedakârlık yapılması gereken bir süreç. Anneler biraz daha az kabul günü, misafir alacaklar. Hatta mümkünse almamaları ve çocuğunun ders çalıştığını söylemeleri daha iyi olur. Çünkü evde misafirlerin varlığı genci rahatsız eder. Ve dikkati dağılır. En önemlisi de evde kesinlikle huzursuzluk olmamalı. Ne anne babanın kendi arasındaki sorun gence kesinlikle yansımamalı. O sadece bu yıl gireceği sınava odaklanmalı. Evdeki sorun bu dönemde onu çok fazla etkiler. Ve derslerinde istenilen başarıyı gösteremez.
Gençler ne olursa olsun kafanıza derslerden başka sorun takmayın lütfen. Her sorun aşılır unutmayın. Ve şimdiden sıkı tutun. Ama daha bu uyarılar için erken demeyin. Tam zamanı. Kendinize güvenin. Ve başaracağınıza inanın. Çin de yetişen bambu ağacını bilir misiniz? Çinliler bu ağacı söyle yetiştiriyorlar:
....önce ağacın tohumu ekilir sulanır ve gübrelenir.
1. yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.
Bambu ağacı 2. yılda da toprağın dışına filiz vermez.
3. ve 4. yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.
Çinliler büyük bir sabırla 5. yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet 5. yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye baslar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.
Akla gelen ilk soru şudur;
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı? Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır? Kuskusuz ki beş yılda.
Büyük bir sabırla ve ısrarla beş yıl süresince tohum sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edilebilir miydi?
Bir başarının şartları her zaman çok basittir:
Bir süre için çalışın o sürede tahammül edin dayanıklı olun başaracağınıza daima inanın ve hiçbir zaman geri dönmeyin.
Buna bizde de söylenen güzel bir söz var. Demir tavında dövülür. Uzun bir yol ama zamanında ve ısrarla yapılan çaba meyve verecektir.
Hepinize başarılar diliyorum