Menü Edirne Olay Gazetesi
Tarih: 27.03.2012 18:38
 Türk Ocakları’nın kuruluşunun 100. yılı

Türk Ocakları’nın kuruluşunun 100. yılı

Facebook Twitter Linked-in

 Türk Ocakları’nın kuruluşunun 100. yılı                 

 Türk Ocakları Edirne Şube Başkanı Yakup ÖZ ‘ün Türk Ocakları’nın kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla başta Türk Ocakları mensupları olmak üzere, bütün Türk Milliyetçileri’ne, Türkiye kamuoyuna açıkladığı kutlama çağrısı:Türk Ocakları yeni bir yüzyıla yelken açmakta, yeni bir asrı selamlamakta, kuruluşunun 100. yılını kutlamaktadır.Milletimiz için yüzyıllık uzun bir dönemi kapsayan “yüzyılın Muhasebesi”ni yapmak zarureti vardır.

Türk Ocağı, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinin yaşandığı, topraklarımızı paylaşmak üzere planlar, projelerin hazırlandığı, felaket beklentisinin kâbus gibi zihinleri kapladığı zor bir dönemde kuruldu.

Türk Ocakları kurulduğunda bir türlü son bulmayan savaşlar ve Balkan faciasının ızdırabları yaşanıyordu.

İmparatorluğun kurucu unsuru olduğuna inanan aydınlarımız, fikir adamlarımız, Türk Ocakları’nı kurarak her türlü ayrıştırıcı, bölücü akımlara karşı bütünleştirici bir çaba içerisine girmeye gayret ettiler.

Türk Ocakları’nın kurucuları ve Osmanlı’nın son dönem aydınları inanmışlıkları ve inançları uğruna rahatlarını, hatta hayatlarını hibe edişleriyle gerçek bir Türk Milliyetçileridir.

Eğer bir nesil, bir imparatorluğu kurtarmaya yetseydi o mübarek nesil birden fazlasını omuzlayabilirdi.

Ama tarihin kanunu bu değildir… ve onlar sönen kibritin son aleviydiler… Ve o kadar parlak ve coşkun, tarihin içinden aktılar.

Yürekleri büyük insanlardı, hayalleri kadar, fedakârlıkları da gerçekleri aşıyordu. İşte cumhuriyet, işte Türkistan milli mücadeleleri, işte Teşkilat-ı Mahsusa ve sayısız, isimsiz kahramanlar… Çanakkale’den Galiçya’ya, Medine’den Kudüs’e; Sakarya’dan Tanrı Dağları’na kadar her yerde oldular; Yemen’de kırıldılar, Sarıkamış’ta dondular, Irak cephesinde tifo’dan, tifüs’ten öldüler ve hep dimdik yürüdüler.

Onların bize bıraktıkları, Cumhuriyet kadar değerli bu tavır, bu üsluptur. Onlar bir hilal uğruna batan güneşlerdi; bizim dedelerimizdi.

          Ecdadımızı ve bütün şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.

          Onların gayretleri ve destanî mücadeleleriyle ve onların öncülüğünde Çanakkale destanı yazıldı, Cumhuriyet’e vücut verildi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin fikri ve felsefi temellerinin hazırlandığı zemin, Türk Ocağı olmuştur. Bu sebeple Türk Ocaklılar milli devletimizin kurulmasına vücut veren bir merkez olmanın gururunu ve şerefini taşırlar. 

Aziz Türk Ocaklılar;   

Dün milli mücadeleye katılan bütün tarafları, bu gün yeniden tek çatı altında nasıl bir vücut haline getirebiliriz? Bunun arayışı içinde olmalıyız.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               

Bugün, milli mücadele ruhunun birliği ve dirliğine dünden daha çok ihtiyacımız var. Türk Ocakları, yüzyıllık bir çınar olarak kurucu atalarının o farklı etnik unsurlara rağmen Türk lük’te birliğe inandıkları gün gibi, bu gün de biz toplumun her kesimini bu çatı altında yeniden birleştirmek zorundayız.

Bugün çok şükür Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi, çaresizlik içinde çırpınan, takatten düşmüş, yarını belirsiz bir devlet değiliz. Batılıların “parçalanmış, küçültülmüş bir İmparatorluktan, artık iddiaları bitmiş, zayıf düşmüş bir Cumhuriyet doğdu” diye baktığı bir coğrafyadan, 1923’te yeni bir Cumhuriyet olarak doğmuş ve geride kalanlarla tekrar o nizam mücadelesini, dünyaya yeni değerleri taşıma mücadelesini üstlenmiştir.

  Bugün Türk Milliyetçileri’nin ve dolayısıyla Türk Ocaklıları’nın görevi dünden daha kolay değildir. Çünkü Türkiye’nin gündemi her dönemde olduğu gibi dikkat ve basiret gerektiren iç ve dış meselelerle dopdoludur.

Bugün Türk Milliyetçileri olarak;

Türk Milleti’nin bütün meselelerine çözümler üretmek, yeni ufuklar çizmek zorundayız.

Bu, Türk aydını olmanın, Türk Milliyetçisi olmanın bize yüklediği bir mesuliyettir.

Meseleler ne kadar fazla ve yoğun olurlarsa olsunlar; Türkiye, bunun hakkından gelecek güce sahiptir.

İmkânlarımızı, potansiyelimizi yerinde ve verimli kullanırsak, teşhis ve tespitlerimizi, tehdit algılamalarını doğru yaparsak; kültür ve medeniyetimizle, tarihimizle, milletimizin iman ve ruh köküyle barışık olmanın “Türk olmanın” anlamını idrak edersek, bütün bu meselelerin üstesinden geleceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Türk Milleti’nin tarihi yürüyüşünün devam etmesi, kafalardaki ve zihinlerdeki demir dağların eritilip yeni bir ‘‘Ergenekon’dan çıkış mucizesi’’nin gerçekleşmesi; Türk Milliyetçileri’nin yeni  “yeni bir medeniyet tasavvuru, bir iman ve aşk medeniyetinin inşası” ve Türk Dünyası’nda “dilde, fikirde, iş’de birlik” ülküsünün hayata geçirilmesi birinci hedefimiz olmalıdır.

Türkiye’nin geleceği, öncelikle yüksek bir özgüven duygusuna sahip olmamıza bağlıdır.

Bizler bir kere bütün zorluklar karşısında güçlü kimliğimize, kültür birikimimize tarihi derinliğimize, medeniyet ve imparatorluk kurucu tecrübemize, güvenerek, tarihte tekrar güçlü bir şekilde özne olacağımızın inancını taşımamız lazımdır.

Zorluklarla karşılaşabiliriz. Bir neslin zorluklarını bir başka nesil başka şartlarda aşabilir ama hiçbir zaman biz, tarihin edilgen unsuru olmadık, olmayacağız.

Aziz Türk Ocaklılar;

Bugün Allah’tan ve millet iradesinden başka güç tanımayan, hiçbir tesir altında kalmayacak bir milliyetçi aydın hareketine ihtiyaç olduğu ortadadır.

Türk Ocakları tıpkı geçen yüzyılda olduğu gibi yeni bir tarihi hamleyi gerçekleştirecek nesillerin yetiştirildiği bir mekân, bir milli mektep olabilir ve olmalıdır.

2012 kutlamalarını Türk Milliyetçiliği fikri için yeni bir hamlenin başlangıcı olmasını, camiamıza yeni bir çalışma azmi ve heyecanı kazandırmasını yürekten diliyoruz.

Bu konuda önce Allah’a sonra Türk Milleti’ne, Türk Milliyetçileri’ne ve siz değerli Türk Ocaklılara güveniyoruz.

Allah yar ve yardımcımız olsun.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —