15750,07%-2,31
43,96% 0,03
51,10% -0,61
7260,62% -3,65
11848,56% -2,98
Türkiye’de memur sendikacılığı 1990 lardan sonra hareketlenmeye ve hak aramaya başladı.
Memur sendikalarında; İşçi sendikalarındaki “jaguar şemsi” olayında olduğu gibi, sendika ağalığı yoktu ilk başlarda.
Bilindiği gibi Jaguar Şemsi başkan, miting alanına gelene kadar sendikanın Jaguarına biniyor, miting alanına yakın sokakta jaguarından inip, onu bekleyen Murat 131’ e binip miting alanına geliyordu.
Mağdur ve ezilen edebiyatı yapıyordu meydanda.
Bir iki derken neyse durum fark edildi ve de şemsi başkan inandırıcılığını kaybetti ve şimdi pek hatırlanmıyor.
…..
Memur sendikacılığına gelince;
İlk zamanlar da benim de aralarında bulunduğum şu andaki yetkili sendikanın yöneticileriyle, inanç ve yürek birliği yaparak hak aramak için yola çıktık.
Zamanla holdingleşen sendikanın şu andaki prensleri üye bile değilken, ilçelerde gezilerde, kendi arabamın benzinini cebimden ödemiş, yıllık iznimden izin kullandığımdan döner sermayem kesilmişti.
İlk aylarda hiç üyem olmadı. İlk 3 ay aynı anda 40 kişiyle görüşüyordum ama üye olan olmuyordu.
İlk günlerde sadece 3 kişiyle başlamıştık, ilk yıl sadece 51 kişiydik.
Orucumu bazen yollarda açtım.
Eşim, küçük kızım Elif Ece’ye hamileyken, sadece benim soyadımı taşıdığı ve benimde sendikacı olmam nedeniyle, işyerinde ameliyathanede en uzun ameliyatlara sürüldü, ayakta tutuldu.
Bedelse; bedeli fazlasıyla ödedim.
İşyerimde sadece sendikal kimliğimden dolayı 26 soruşturma yaşadım ama 1 tane uyarma cezası almadım.
Hak ettiğim halde ve yazılı izinlerim olduğu halde taşındığım lojmanda, sendikal kimliğim nedeniyle yerel bir gazete de, aslı astarı olmayan itham ve karalamalarla psikolojik linç edildim.
İddialarda yazılanlara, iddia edenlerde inanmasalar da, iyi bir malzemeydim.
Zaten şimdiye kadar yasal bir yamuğum olsa, bana karşı merhametli olunacağına da inanmıyorum.
Kimseler yokken VARdım.
Şu andaki varlar; şimdiki varlıklarını hayal bile edemezken,o günlerde bugünkü yapıya küfreder ve hakaret ederken onları ikna etmeye çalıştım, inandırmaya çalıştım.
20 Kasım 2006 dan bu yana yaklaşık 6 senedir,hemen hemen her gün gazete köşe yazıları ve internet web köşe yazılarıyla,memuriyetle ilgili güncel ve hukuki bilgiler vermeye çalıştım.
Hak aramanın entelektüel bir birikim ve uzun soluklu bir mücadele olduğunu göstermeye çalıştım.
Hz. İbrahim’i yakmak için ateş yaktıran Nemrut’a inat, ağzıyla su taşıyan karınca misali, tek borcumuz can borcu dışında çekindiğimiz bir şey olmadığından hak ve hakkaniyeti amaç edindim.
3 kişiyle başladığım sendikal yolumu,521 üye kaydederek il başkanlığından aday olmayarak ayrılarak o zaman için ara verdim.
Vefa ve teşekkür elbette ki bekler ya insan, vefayı da bıraktım,daha sonrasında vefa bozasının başımda pişirildiği günler yaşadım.
Oluşan pasta büyümüştü ve rant gibi görülen sendika başkanlığı, talep edilen bir makam oldu.
Elbette şahsımın emekleri bir tarafa bırakılıp, tak sepeti koluna herkes kendi yoluna misali işim bitmişti,posam çıkmıştı ve yeni yapılanmada Ne rüşvetçiliğim, ne namussuzluğum, ne de bozgunculuğum kaldı.
Yeni dönemde Bizim Murat 131 ler gitmiş, yerine Jaguarlar gelmişti.
Janjanlı arabalar, pahalı 5 yıldızlı otellerde Vizyon sendikacılığı panelleri oldu.
…..
Gelelim Bugün'e;
Sanki çok büyük kazanım gibi gösterilen Toplu Sözleşme masasında, hükümetin % 3 lük teklifi var.
Zaten sendikalar olmasa da, hükümetin yapacağı zam 3 ten aşağı olmaz.
Yani sağlıkta 180 bin üyen olsa da olmasa da, değişen bir şey yok.
Bakıyorsun, talepler her sene diğerinin tekrarı.
Sözleşmelerde Damga vergilerini kaldırıyoruz, bu bizim kazancımız diyorsun, zaten mahkemelerde bireysel kazanımlar olduğundan Hükümet bunu zaten verecek.
Kazandık naralarının boş nara olduğunu, sağır Sultan bile duydu.
Yılbaşında verilmesi gereken zam,5 buçuk ay gecikmiş ama senin kılın kıpırdamamış.
Teklif sadece yüzde 3.
Sen diyorsun ki ben Vizyon sendikasıyım ve üye sayım 180 bin.
Maliye Bakanlığı önünde protestoya toplayabildiğin insan sayısı 180 bile değil,komik bile değil.
Gel Edirne’ye ; http://www.edirneyenigun.com/e-gazete.html?id=127 sayfasından baktığınızda,% 3 teklifine tepki diye toplanan kalabalık 8-10 kişi.
Sağlıkta yetkili sendikadan sadece başkan var, başkanın çevresinde yönetim kurulu bile, teklif edilen % 3 teki 3 rakamı kadar bile değil.
Hükümetin % 3 teklifi bile ayağı yere basan, hesaplanmış bir rakam.
Dirayetli ve inanılmış bir duruş.
Yetkili sendika ise, protestosunda bile, yetkisinden gelen gücünü bile sokaklara taşıyamamış,adeta bitik.
……
Sağlıkta şiddete sıfır tolerans diyen yetkili sendikanın sıfır tolerans tantanasına rağmen, Nisan 2012 de; 1 doktor cinayeti ve 11 darp olmuş.
Teşkilat yasasındaki sorunları dile getirecek, uzun vadeli vizyon sendikacılığı duruşu olmadığından, sağlık personeli yarınını kestiremiyor, önünü göremiyor.
Sağlık çalışanları, Dün’e göre daha fazla iş yükü, daha fazla psikolojik ve fiziksel travma görüyor.
Maaşlarına alacakları 3 e rağmen, mesleki itibarları yok olmaya başladı, can güvenliklerinin sağlanması için hastanelerde arka kapılardan kaçmaları için önlemler alınmaya başlandı.
…..
Hadi ben sizin, yanlışlarınızı ve beceriksizliklerinizi yüzünüze söylediğim için kalemimi kırdınız.
Hadi ben kötü adamım.
Peki, siz ne yaptınız?
Ateşi söndürmeniz için size su taşıyan karıncalardan kaç kişi kaldı yanınızda?
…….
Ben ; Dün’de, bugünde aynı yerdeyim.
Safım belli ve inandıklarımı söylüyorum.
İftira ve karalamalara karşı hakkımı Yüce Türk adaletinde aramaya çalışıyorum.
Çok güçlü değilim.
Ama Hak’ka, Hakkaniyete,ALLAHA inanıyorum.
Kul hakkına inanıyorum.
100 defa daha da kalemimi kırsanız, ben ; o suyu taşıyacağım.