16166,38%3,62
44,08% 0,07
51,25% 0,15
7383,81% 0,39
11864,39% 0,00
BUNU ARİFLER ANLAR
Çalabım bir şar yaratmış/İki cihan aresinde/Bakıcak didar görünür/Ol şarın kenaresinde
Nâgehan ol şara vardum /Ol şarı yapılur gördüm/ Ben dahi bile yapıldum/Taş ü toprak aresinde
Ol şardan oklar atılur /Gelür ciğere batılur /Arifler sözü satılur /Ol şarın bazaresinde
Şagirdleri taş yonarlar /Yonup üstâda sunarlar /Çalabun ismin anarlar /Ol taşun her pâresinde
Şar dedikleri gönüldür/ Ne âlimdür ne cahildür /Âşıklar kanı sebildür /Ol şarın kenâresind
Bu sözü ârifler anlar Cahiller bilmeyup tanlar /Hacı Bayram kendi banlar /Ol şarın menâresinde
(Hacı Bayram Veli; d.1352- ö. 1429) Hacı Bayramı Veli Türk İslam Dünyası’nın yetiştirdiği en büyük zatlardan biridir. Ve doldurulmaz yeriyle ruhlarda daima yer bulacak ve yaşayacaktır. Hacı Bayramı Velinin kurduğu Bayramiye tarikatı Edirne Tasavvuf İklimine silinmez izler bırakmış tarikatların başında gelir. Osmanlı Edirnesi ’nin gerçek banisi ve belki de Edirne’nin tek ve gerçek sultanı II Murat da Bayramiye yoluna gönül vermiş bir cihangirdir. Ulu bir sultandır. Bir Ekberi Sufi. Cezbe ile Muhabbet’e nail olmuş Sırrı-ı İlahi ‘ yi arayan bir sultandır. Bu ulu sultanın zatında gerçek Edirne de bu yola baş koymuştur. Hatta bu uğurda bir de esere sahip olmuştur. Belki de bu yapı Edirne’yi en güzel temsil eden ve tarihlere tarih katan bir yapıdır. II. Murat Edirne’nin gerçek banisi ve gerçek Osmanlılığın babasıdır. Vakurdur. Güçlüdür. Umutludur. Ariftir. Bilgedir. Ama şımarık değildir.
Ama Edirne gerçek sultanını unutmuş ve ariflerin sözünü cahillere tercih eder olmuştur.
Ama Edirne gerçek eserini unutmuş ve ariflerin sözünü pazarlarında satar olmuştur.
Edirne’yi arifler anlar. Edirne’yi arifler paklar. Edirne şehir olarak gönüllerde akar.
Ruhlarda çağlar. Ama Edirne sokaklarında hep cahiller tanlar.
Demez ki hiç kimse cahiller ariflikten ne anlar.
Edirne’nin gerçek ruhu Üç Şerefeli Cami’dir.Üç Şerefeli Cami Osmanlı’nın cihana hükmeden sesidir. Üç şerefeli tüm Osmanlı Sultan Camileri’nin önderidir. ÜÇ şerefeli Cami banisi gibi vakur, gururlu ve umutludur.Ama cahil işi değildir onu anlamak ve anlatmak.Cahil işi değildir onu tanımak ve tanıtmak.
Üç şerefeli Cami esasında Cihana hükmeden Osmanlı’nın çığlığıdır. Haykırışıdır. Şahlanışıdır. Hacı Bayramı Veli ‘nin gölgesi yansır her taşında.
Hacı Bayramı Veli kendi banlar o ulu mabedin her yanında.Haydi, dostlar düşünelim o ulu mabet kaç yaşında.Niçin duruyor asırlar yanı başında? Böyle bir mabet var şehirlerin kaçında. Gönül gözünü açanlar! Sapıklıktan kaçanlar! Edirne’ye koşanlar! Bu sözü ârifler anlar. Cahiller bilmeyip tanlar.
Hacı Bayram kendi banlar o ulu mabedin her taşında. Seslerin sesi o ulu mabedin kubbesinde çınlar. Anlayanlar gerçeği anlar. Ama şarlatanlar Tevhit-i Zat ‘dan ne anlar. O bir Sırrı-ı İlahi ’dir. Sırrı-ı İlahiye ancak cezbe ve muhabbeti tadanlar ulaşırlar. Bunları anlayanlar anlar. Bunu arifler anlar. Aldırmayın dostlar cahiller bilmeyip tanlasınlar. Bunu arifler anlar.