16074,37%0,38
44,07% 0,18
51,23% 0,10
7247,94% 0,94
11873,13% 0,00
Öncelikle geçen haftaki Zafer Bayramımızı kutluyorum. 30 Ağustos akşamı bütün dikkatler siyasi liderlerin üzerindeydi. Daha önce belirttiğim, yapay bir şekilde oluşturulan ‘Kürt Sorunu'nun devamında yaşanan gergin ortamın bayram törenine yansıyıp yansımayacağı merak ediliyordu. Sonuç olarak Zafer Bayramımız hiçbir mücadeleye sahne olmadan geçti. Bunun ardından size tarihimizdeki kahramanlıkları anlatmak, Kurtuluş Savaşımızı bir kez daha yorumlamak isterdim, ancak şuan gündemde çok daha acilen çözülmesi gereken bir konu var, tam da anlatmak istediklerimin aksine yapılanlar bunlar. Ve bunların ne olduğunu biliyorsunuz...
Önceki yazılarımda da yaklaşık bir aydır gündemi isgal eden Kürt açılımıyla ilgili fikirlerimi sizlerle paylaştım. Bence yanlış olduğunu, yapay bir olay olduğunu ve gerçekçi bir yanının bulunmadığını vurguladım. Ancak, gelişmelere bakacak olursak bu durumun sadece Kürt Açılımıyla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Parçaları birleştirdikçe, Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan temel taşlardan bazılarının gizli ya da açıkça oynatılmaya çalışıldığını görüyorum. Türk Milleti'nin Atatürk önderliğinde kurduğu cumhuriyete karşı yapılan hamleler görüyorum. Halkı bölerek kazanç sağlamaya çalışmak bunlardan sadece bir tanesi ne yazık ki. Türkiye'deki bu kimlik sorununu ortaya çıkaranlar olayın daha da ilerlemesini bekliyorlar. Unutmamalılar ki siyasi arenada yanlış tercihler yapılabilir, ancak halkın ortak düşüncesini asla değiştiremezler. Farklı taktiklerle halkı sömürmeye çalışabilirler, bizi biz yapan kültürümüzü yozlaştırmaya çalışabilirler. Cevap olaraksa Türk Milleti'nin iradesinin suratlarına tokat gibi çarpacağını bilmeliler. Çok gelişmiş bir ülke olamayabiliriz, şuan yanılıyor, başka yollara girme tehlikesiyle olmayan bir konuda tartışabiliriz ancak bu asla onların himayesine gireceğimizi göstermiyor. Onların sömürebileceği bir millet değiliz biz. Ne açılım adı altında ne de başka bir isimde bütünlüğümüzden taviz vermeyeceğiz. Kimsenin himayesine girecek karaktere sahip değiliz, olamayız da. Hepimiz biliyoruz ki bu milletin damarlarında Türk kanı akmaktadır, hani o ben Türk değilim diyerek ayrılık yoluna başvuranlar bile, hepimizin aklımızda Atatürk, Ay yıldızlı bayrağımız gökyüzünde dalgalanıyor. Silah zoruyla yapamadıklarını bir daha da yapamazlar. Onlar bizi bölemeyecekler. Ne onlar, ne de ülkenin içindeki piyonları... CNN televizyonunun yayınladığı haritada Türkiye'nin Güney Doğu Bölgesi'nin ve Doğu Anadolu Bölgesi'nin tamamına yakını Kürdistan olarak resmedilmiş. Bu haritayı gören Türkler de CNN'i arayarak hatanın düzeltilmesini istemişler. Sonunda da CNN'den özür yazısı yayınlandı. Bu gibi olaylar çok sık oluyor değil mi? Üzerinde Türk Bayrağı dalgalanan, bizim olan topraklar bir şekilde ya Suriye'ye ya da hiç yaşamamış olan hayali bir devlete veriliyor. Bunlar Avrupa ya da Amerika zihniyetinin bilinçaltında olan düşünceden başka bir şey olamaz. Türk milletini bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve harici bedhahlar görüyoruz ki durmadan çalışıyorlar. Peki, bu durumda neler yapılmalı? Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda çok iyi temsil edilmesi gerekiyor. Ülkemizle ilgili bir otorite eksikliği olduğu ortada, bence bu eksiklik olmasa her seferinde ne Ermeniler sorun çıkarmaya çalışır ne de böyle harita skandalları bilinçli olarak yapılır. Sesimizi dünyaya duyuracak yetkililere ihtiyacımız var. Kendimizi dünyaya kabul ettirebilecek kadar birikimli, ülkenin hesaplarını kendi banka hesabından daha çok önemseyen birilerine... Kürt sorununa gelirsek, bunun bir oyun olduğu çok açık şekilde ortadadır. Ülkeyi yönetenlerin bunlara artık takılmadan ortadan kaldırmaları gerekmektedir. Eğer ülkenin refahını düşünüyorlarsa böyle bir ‘sorunun' olmadığını herkese duyurmaları ve durmadan masal anlatan bazı ağızları da sonsuza dek kapamaları gerekir...